Kayıtlar

TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM-1

 TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM-1 Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde yine geçmişten bugüne yapılan bazı hatalar tekrarlanmış. Bunlara örnek vermek gerekirse en sık tekrarlanan hata tüm Türkiye'deki okulları aynı düzeyde kabul etmek başta gelir. Programı hazırlayanların uzun yıllardır derse girmemiş olması ve neredeyse hepsinin, çocuklarını devlet okullarında değil, sınıf mevcudu az ve imkanları geniş özel okullarda okuttukları düşünülürse hataların sebebi de anlaşılır.  Yani sahanın dertlerini, eğitimin ne durumda olduğunu, öğrencilerdeki zamana ve savruk eğitim politikalarına bağlı olumsuz değişimleri bilmeyen akademisyen ve öğretmenlerin hazırladığı programın, biz öğretmenlerin kalabalık mevcutlu sınıflarda programda öngörülen ve her öğrencinin bireysel farklılıklarını dikkate alarak öğrenme etkinliklerini nasıl düzenleyeceği düşünülmemiş.  Evet, programda öğrenci merkezli anlayışın son derece artırılması (ki doğru bir yaklaşım), bilgi ezberinden ziya...

15 TEMMUZ İHANETİ VE HUTBEDEKİ SAMİMİYET

12 Temmuz 2019 Cuma hutbesini dinleyenleriniz olmuştur. Öncelikle bu hutbenin Diyanetin ülke geneli hutbesi olduğunu belirtelim. Hutbe Yüce Allah'ın ayetinden verilen   "yalan"   konulu bir örnek ile başlayıp peygamberimizin   “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar, Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.”   hadisiyle devam ediyor. Tabiki konu fetö ihaneti. Devamında hatip;  "...Suret-i haktan görünerek yıllarca insanımızın imkân ve değerlerini istismar eden FETÖ, en sonunda vatanımıza, istiklal ve istikbalimize kastetti....", "...15 Temmuz gecesi milletin meclisini yıkmaya, gençlerimizi ve geleceğimizi esarete sürüklemeye çalışanlar, bunu din kisvesine bürünerek yaptılar..."  gibi muhteşem tespiti okudu. Bunlara katılmamak mümkün mü? Özellikle  'suret-i haktan görünmek'  ve  'din kisvesi'  tabirlerine vurgu yapmak istiyorum. Çünkü aynı yanlışlar halen yapılmaya devam e...

AYARINI BOZDUĞUNUZ KANTAR

Bir hikaye vardır, zaman zaman sosyal medyada görenler de olmuştur; "Hindistan'da filleri yetiştirmek için, onları  yavruyken kalın bir zincirle bir kazığa  bağlarlar. Tabi bu yavru filin bu zinciri  koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer, fil kocaman olur. Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır artık. Kırılamayan şey, filin zinciri değil tabularıdır." Bunu neden anlattığıma gelince...Trakya, Tekirdağ ve Çerkezköy yıllardır eğitimde başarıya hasret. Evet birçok ulusal ve uluslararası projeye katılım sağlanıyor, güzel işler de çıkıyor ancak sanki başarı konusunda yıllardır vurulan bir zincir var sanki...Bir türlü kırılamıyor. Tekirdağ geçtiğimiz yıl üniversite sınavlarında 81 il içerisinde 66. ola...

HAYATIMIZ SENDROM !

Modern zamanların en ilginç ve deniz tarihinin en büyük kazası olarak literatüre geçen Estonya Feribotu Kazası, 28 Eylül 1994'te Baltık Denizi'nde meydana gelmiş olup, olay sürecinde yaşananlar insan psikolojisi üzerine bir sendroma da isim vermişti;   Estonya Feribotu Sendromu... Peki bu kazayı ilginç yapan neydi? Açıklayalım; Estonya’dan çıkıp Stockholm (Stockholm da bir sendrom ismidir bu arada) Limanı’na giden feribot, gece yarısı kıyıya yakın ve sığ bir yerde akıntı nedeniyle kayaya çarpar ve su almaya başlar. Feribotta 989 kişi vardır ve nerdeyse tamamına yakını iyi derecede yüzme bilmektedir. Kaptan ve diğer görevliler, feribotun şu almaya başladığı andan itibaren  doğal olarak, yolcuları sakinleştirici anonslar yapmaya başlarlar. Yolculara “ Sayın yolcularımız, lütfen panik yapmayın; dünyanın en güçlü feribotundasınız, feribot batmayacaktır”   ve benzeri sözler söylerler. (1912'deki Titanik faciasında da yola çıkarken böyle iddialı sözleri hatırlarsınız. ) Gördüğü...

(ÇERKEZ)KÖY SİYASETİ

Geçtiğimiz hafta herhalde Çerkezköy'ün en önemli gündemi Belediyede olan yolsuzluk mevzusuydu. İşin en güzel yanı ise bu yolsuzluğun bizzat Belediye Başkanı Sn. Vahap Akay tarafından açıklanıp, Çerkezköy Savcılığına başvurmasıydı. Herhalde uzun yıllardır Türk siyasetinde görülmeyen bir olaydır bu. Genelde böyle yolsuzluklar muhalefet tarafından ortaya çıkarılır, Belediye Başkanlığını elinde tutan siyasiler ise savunma durumunda olur. Bu sefer süreç farklı işledi. Gerçi olay ihbar sonucunda meydana çıktığına göre, ihbarı yapan kişi Sn.Akay'a değil de diğer siyasilere de ulaşabilirdi. Olay bu yönüyle de ortaya çıkabilirdi. Burada ilkeli bir tavır şunu gerektirir; bir yolsuzluk varsa, ucu kime kadar giderse gitsin peşi bırakılmamalı... Belediye imar ve muhasebe işlemlerinde sahte tahakkuk ve sahte tahsilat makbuzlarıyla şimdilik iç personelden birkaç kişinin adının geçtiği, dış bağlantılarının da beklendiği, Savcılık soruşturmasının devam ettiği bu konuda maalesef yerel siyasetimi...

KARNENİZİ ALDINIZ !

Değerli okurlar, geçtiğimiz Cuma günü tüm öğrencilerimiz karnelerini aldılar. Ders yılı sona erdi. Peşinden hemen Cumartesi ve Pazar günleri Yükseköğretim Kurumları Sınavları (YKS) üç oturum şeklinde yapıldı; TYT (Temel Yeterlilik Testi) , AYT (Alan Yeterlilik Testi) ve YDT (Yabancı Dil Testi)... Öncelikle çocuklarımızın karnelerine değinmek istiyorum. Şöyle ki; o karneler sadece çocuklarımızın değil, anne babaların, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin, il ve ilçe milli eğitim müdürlerinin, Milli Eğitim Bakanının ve diğer bürokratlarının, nihayetinde hükümetin ve onu yönetime getiren seçmenin de eğitim alanında karnesidir. Yok efendim okullarda disiplin kalmamış, çocuklar saç, sakal, küpe, pirsing ile geliyormuş, sigara içiyormuş, öğretmenine saygısız davranıyormuş, okula zarar veriyormuş, sadece erkekler değil kız öğrenciler de sokakta küfürlü konuşuyormuş...İşte bunların tüm sorumlularını yukarıda yazdım. Okullarda kıyafet serbestliğini, erkek öğrencinin küpe takmasını, okula devam e...

İSTANBUL ADAYLARI HAKKINDA GERÇEKLER....

Son günlerin en çok konuşulan mevzusu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri. Seçim tartışmaları, iptali ve yenileme kararı sonrası bu seçim artık İstanbul'un meselesi olmaktan çıkıp tüm Türkiye'nin meselesi haline geldi. Ülke olarak bu sebepten ötürü gergin bir Ramazan ayı geçirdik. Adaylar sanki genel seçim varmış gibi Türkiye'yi dolaştı. Gittikleri yerlerde, insanlardan İstanbul'daki akrabalarından oy istemeleri yönünde talepte bulunuldu. Adaylarla ilgili her gün sansasyonel bir haber çıkıyor. Kimi Trabzon gibi milliyetçi bir şehire Pontus ve Rum imasında bulunma ahlaksızlığını yaparken, kimisi de havaalanında VİP'ten geçemediği için valiye hakaret etme densizliğinde bulunuyor. İki tarafı objektif olarak değerlendirmeye çalıştığımızda şunları söyleyebilirim; Ekrem İmamoğlu’nu, Beylikdüzü Belediye Başkanı iken diktiği ve  Türkiye'de ilk ve tek Rauf Denktaş anıtı  üzerinden eleştirme çabası, Denktaş ailesinin İmamoğlu ve anıt lehinde açıklamalarıyla ...