TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM-1

 TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELERİM-1

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde yine geçmişten bugüne yapılan bazı hatalar tekrarlanmış. Bunlara örnek vermek gerekirse en sık tekrarlanan hata tüm Türkiye'deki okulları aynı düzeyde kabul etmek başta gelir. Programı hazırlayanların uzun yıllardır derse girmemiş olması ve neredeyse hepsinin, çocuklarını devlet okullarında değil, sınıf mevcudu az ve imkanları geniş özel okullarda okuttukları düşünülürse hataların sebebi de anlaşılır. 

Yani sahanın dertlerini, eğitimin ne durumda olduğunu, öğrencilerdeki zamana ve savruk eğitim politikalarına bağlı olumsuz değişimleri bilmeyen akademisyen ve öğretmenlerin hazırladığı programın, biz öğretmenlerin kalabalık mevcutlu sınıflarda programda öngörülen ve her öğrencinin bireysel farklılıklarını dikkate alarak öğrenme etkinliklerini nasıl düzenleyeceği düşünülmemiş. 

Evet, programda öğrenci merkezli anlayışın son derece artırılması (ki doğru bir yaklaşım), bilgi ezberinden ziyade beceriye önem verilmesi (ki LGS ve YKS de buna göre düzenlenirse doğrudur) ve çoğu öğretmenin dahi anlamını bilmediği teknik terimlerle program metinlerinin düzenlenmesi bazılarınıza hoş gelebilir. Ancak bunun sahada derdini çekecek olan bizler, şimdiden ne gibi sıkıntılar yaşayacağımızı öngörüyoruz. 

Ayrıca müfredat kapsamında branşlar bazında Haziran ve Ağustos döneminde verilen ve sınırlı sayıda öğretmenin katıldığı hizmetiçi eğitimlerin (ki ben de katıldım) aslında pratiğe dönük hiçbir kazanım sağlamadığını da ne acıdır ki söylemek zorundayım. Öğretmenlerimizin çoğu maalesef hizmetiçi eğitimde soru sormaya, olumlu veya olumsuz görüş belirtmeye dahi korkuyorlar. Aman, azıcık aşım, ağrısız başım diye düşünüyorlar. Zaten müfredatla ilgili eleştiride veya öneride bulunana da "etki ajanı, FETÖ'cü, muhalif, dış güçlerin maşası" gibi gözlerle bakıldığına gayet net şahit oluyorum. 

Tabii bir de hiçbir şey anlamadığı halde bunu itiraf etmeye korkan ve bağlı olduğu siyasi partinin hükümeti tarafından hazırlandığı için Maarif Modeli metnini Tanrı tarafından gönderilmiş bir kutsal metin gibi görüp, o metne bırakın eleştiri getirmeyi, eleştiri getirene dahi tahammülü olmayan ve 20-30 yıldır kendini tekrarlayan birçok öğretmen gördüm, görüyorum. 

Son olarak; yahu MEB Tarih kitabını ve müfredatını hazırlayan ekibin içinde olan ve bize müfredatı tanıtması ve öğretmesi gereken kişi dahi "Sarıkamış'ta 90 bin şehit, tek kurşun atmadan şehit oldu. Enver Paşa'nın iyi niyeti işe yaramadı." muhabbetini yapıyorsa (ki cevabını bizzat orada verdim) o kişinin Tarih eğitimine sağlayacağı ne katkı olur Allah aşkına?

Bu yazdıklarımı lütfen ciddiye alınız. Ben Tarih eğitimini ve milli eğitimi dert edinen bir öğretmen olarak yazıyorum. Hiçbir partinin, sendikanın, derneğin adına değil Türk çocuklarının geleceği adına bu uyarıları yapıyorum. 


Kamuoyuna arz olunur.


25.08.2024

Burak CANDAŞ

Tarih Öğretmeni

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NE BAYRAMLAR ESKİSİ GİBİ NE DE BİZ...

BEKÂ MI, VEFÂ MI YOKSA MANTIK MI?

ÖNCE ADALET Mİ YOKSA KANUN MU?