Kayıtlar

Mart, 2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ALBAY ÖNDER İREVÜL

Kendisi İstanbul/Avcılar ilçesi Askerlik Şubesi Başkanı ve Garnizon komutanı. O bir Harbiyeli... Programda bir öğretmen tarafından edilen duada Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün isminin anılmaması üzerine, duayı yapan öğretmenin yanına gelip; "Sen Mustafa Kemal Atatürk diye bir adam duydun mu hiç? Ona niye Fatiha okumadın?" diye gözlerinin içine baka baka sormasıyla ve ardından haklı olarak programı terk etmesiyle gönüllere girdi Albayımız. Tam da 104 yıl önce Çanakkale'deki kahramanlığı ile Albaylık rütbesine terfî eden Mustafa Kemal'e yapılan haksızlığa bir haykırıştı bu... Tıpkı Çanakkale'de "Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum." diyen Mustafa Kemal ruhuyla yapılan bir haykırış. Bir Albayın hakkını 104 yıl sonra savunan başka bir Albay. İsimler farklı ama ruh aynı.   Gelen destek mesajlarına dahi "inanılmaz mahçup ediyorsunuz.. bir şey yapmadım. sadece harbiyeliyim." diyerek mutevazı bir cevap veren bir Albay. Ama söz konusu Mustafa K...

ÇANAKKALE RUHU NEREDEN GEÇİYOR?

Bu hafta tarihimizin en şanlı zaferlerinden Çanakkale Zaferinin 104. yılını idrak ediyoruz. Çanakkale nedir diye sorarlarsa birçok cevap verilebilir. Ancak Millî şairimizin Çanakkale Zaferi haberini aldığı andaki duygularını gösteren şu hatıra herhalde Çanakkale Ruhunu özetliyor bize; Teşkilat-ı Mahsusa’nın efsane ismi Kuşçubaşı Eşref Bey anlatıyor, (O dönemde Osmanlı’ya karşı Arapların isyanını önlemek için Mısır’da bulunan Mehmet Akif, Eşref Bey ile beraber Teşkilat-ı Mahsusa’nın verdiği görevi icra etmektedir.); “Mısır’da iken günde bir iki parça bir şeyler yiyoruz, içiyoruz ama hiçbirinin farkında değiliz. Gözümüz, kulağımız Çanakkale’den gelecek haberde. Sürekli telgraf başındayız. Beklenen telgraf geldiğinde zafer haberini okudum ve telgrafı Akif’e uzattım. Akif şöyle bir baktı, adeta dondu kaldı.Çadırın yanındaki ibriği alarak uzaklaştı, abdest alıp namaza durdu.” … Cemal Kutay’ın naklettiği Kuşçubaşı Eşref Bey’in Hatırasında bu diyalog geçmektedir.  O gece Çanakkale Zaferin...

GERÇEK BEKÂ SORUNU BUDUR!

Seçim döneminde gün boyu gürültü eksik olmuyor. Öyle ki, seçim arabaları ne okuldaki öğrenciyi, ne camideki cemaati, ne de evindeki hastayı düşünüyor! Kimilerine göre seçim, bir ölüm kalım meselesi haline getirilmiş. Özellikle Çerkezköy okullar bölgesinde (ki yurdun aşağı yukarı her bölgesinde aynı sorun var) seçim arabalarının ders saatlerinde hem de saatlerce gümbür gümbür müzik çalarak gezmesi eğitime verilen önemi de gösteriyor. Tabii, bekâ sorunumuz varken eğitim önemli mi ki? Peki gerçekten öyle midir? Sorunu masaya yatırdığımızda gerçek bekâ sorunumuz yerel seçimler midir? Yoksa ülkemizin eğitimdeki içler acısı hali midir? Tüm teknolojik donanıma, modern okul ve dersliklere, atanan on binlerce öğretmenlere rağmen istenen seviyeye bir türlü gelinememesinin sebebi nedir? Eğitimin mevcut durumunun ve öneminin farkında mıyız? Tekirdağ ilimizi ölçüt alırsak 81 il arasında 66. sırada olmasının sebebi nedir? Bu bizler için bir sorun değil midir? Siyasilerimizin ve bürokratlarımızın oku...

1924 MECLİSİNDEN HOŞGÖRÜ DERSİ

Tarih 3 Mart 1924. Cumhuriyet henüz 5 aylık. Osmanlı hukuken sona ereli yani Saltanatın ilgası daha 2 yıl önce olmuş. O gün TBMM'de büyük bir hazırlığın son aşamasına gelinmiş; Yavuz Sultan Selim Han'dan beri 400 yıldır Türklerde olan ve İslâm dünyasının dinî temsil makamı olanhalifelik kaldırılacak...Böylece Osmanlı soyunun ressam olan tekmensubu, aynı zamanda müzisyen olan Halife Abdülmecid Efendi bu görevden azledilecekti. Halifeliğin kaldırılma teklifi meclise Urfa Mebusu Şeyh Saffet (Yetkin) Efendi ve 53 arkadaşı tarafından verildiğinde TBMM'de sadece Halk Partisi var. Henüz ilk muhalefet partisi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kurulmamış ama tek kişilik de olsa bir muhalefet var: Gümüşhane Bağımsız Mebusu Zeki Bey. Zeki Bey'i bilenler Erzurum Kongresinde Mustafa Kemal'e olan tavrını da hatırlayacaktır. İflâh olmaz bir muhaliftir. Zeki Bey halifeliğin kaldırılmasına tek başına karşı koymuş ve bu konudaki konuşmasının bir yerinde; "Bütün ekonomik ve tarıms...