AYARINI BOZDUĞUNUZ KANTAR

Bir hikaye vardır, zaman zaman sosyal medyada görenler de olmuştur; "Hindistan'da filleri yetiştirmek için, onları 

yavruyken kalın bir zincirle bir kazığa 
bağlarlar. Tabi bu yavru filin bu zinciri 
koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer, fil kocaman olur. Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır artık. Kırılamayan şey, filin zinciri değil tabularıdır."

Bunu neden anlattığıma gelince...Trakya, Tekirdağ ve Çerkezköy yıllardır eğitimde başarıya hasret. Evet birçok ulusal ve uluslararası projeye katılım sağlanıyor, güzel işler de çıkıyor ancak sanki başarı konusunda yıllardır vurulan bir zincir var sanki...Bir türlü kırılamıyor.

Tekirdağ geçtiğimiz yıl üniversite sınavlarında 81 il içerisinde 66. olarak kötü bir sonuç elde etmişti. Çerkezköy ise bu tabloda Tekirdağ'ın ilçeleri arasında başarı olarak ilk üçte yer almıştı. Bu sene ise Ortaokul sonunda girilen Liselere Geçiş Sınavında Tekirdağ 40. sırada yer aldı. Çerkezköy ise Tepe Ortaokulundan tam puan alan iki öğrenci çıkararak bir nevi bu zincirin kırılabileceğinin ilk sinyallerini verdi diyebiliriz. 

Peki zaman zaman bu olumlu ve sevindirici gelişmeler de olurken bu başarıyı yönetim olarak da desteklemek adına, okullara yapılan idareci atamalarında, başarıyı ödüllendirmede, proje okullara idareci ve öğretmen görevlendirmelerinde objektif, liyakata ve adalete dayalı yönetim sergilenebiliyor mu? Bu tabiki tartışılır.
Çerkezköy'de son günlerde bazı okullarımızda idarecilerin istifaları, bu istifalar hakkında kulislerde konuşulan, bazı baskıların olduğu iddiaları, gazetelerde okuduğumuz bazı gayri ahlaki haberler, ödüllendirmede adaletin sağlanmadığı yönündeki söylemler ve sitemler eğitim camiamıza zarar vermektedir. 
Tabi bu sitemleri yapan idarecilerin de o göreve liyakat ve adalete dayalı bir sistemle gelip gelmediği de malumunuzdur. Ayarı bozulan kantar, gün gelir seni de tartar...Şimdi tartıyor işte.
Sorunumuz nedir biliyor musunuz? Daha önce aynı camiada arkadaşlarının yaşadığı adaletsizliklere, yaşanan ahlaksızlıklara günü birlik menfaatler uğruna ses çıkarmamak, göz yummak, üç maymunu oynamak...Hazretler şimdi aynı adaletsizliğe uğrayınca istiyor ki yer yerinden oynasın, herkes onlardan bahsetsin...Ne yer yerinden oynar, ne de bizim gibi birkaç hakkaniyet peşinde olan meslektaşınız olmasa, 25 kuruşluk poşet kadar gündem bile olamazsınız. Çünkü aynı süreci yaşayan arkadaşlarınıza sizler destek olmadınız, olmayı bırakın haklarında asılsız iftiralar, zedeleyici siyasi söylemler geliştirerek köstek olmaya çalıştınız. Şimdi aynı kantar sizleri tartarken şapkayı önünüze koyup düşünmeniz ve nerde hata yaptıysanız, kimlerin hakkına girdiyseniz muhasebe edip helâlleşmeniz gerekir. 
Tüm bunları söylerken Kapaklı ilçesi çok mu farklı! Al Çerkezköy’ü vur Kapaklı’ya...Eğitim camiasında uyuşturucu alemi yapan bir müptezeller grubu olduğu iddialarından mı bahsedelim yoksa İşkur kapsamında gönül ilişkisi olduğu kişileri çalıştıranlardan mı? Yoksa bu mevzular sonucunda ailesi yıkılanlardan mı? Kimin eli kimin cebinde... Birileri tabiiki bu iddiaları inadına inkar edip, mevcut pisliklerin üstüne kum serpebilir. Ancak bu iddialar yabana atılır gibi değil. Fetö ihaneti konusunda da durum çok farklı değil. Lütfen artık bu konularda “benim adamım”, “benim sendikalım", “benim partilim" anlayışından kurtulup Tekirdağ’ın, Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerimizin eğitim hamlesinin planlarını yapalım. Tamam aynı gemideyiz ama siz hep kaptan köşkünde biz ise kürek mahkumu.  Biraz köşkten aşağılara inin, insanları dinleyin.
Sendikalarınıza gelince; onların da sizin tavrınızdan farklı olmadığını görüyorsunuz. Birçoğunuz zaten bu koltuklara sendikalar sayesinde oturdunuz, şimdi umurunda bile değilsiniz. 
Sahi siz sendikalarda görev yaparken liyakatsiz atama, adaletsiz ödüllendirme, okulların kimseye sorulmadan dönüştürülmesi, oralara atanan idarecilerin arkadaşlarınıza yaptığı baskılar konusunda ne yaptınız? Sustunuz değil mi! Şimdi yine susuyorlar. Biz yine konuşuyoruz. 
Bosna-Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı rahmetli Aliya İzzetbegoviç'e atfedilen şu sözü paylaşın ki belki yıllar önce adaletsizliğe uğradığında sustuğunuz meslektaşlarınızı, yolda bıraktıklarınızı daha iyi anlarsınız; 
"Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır." 

Liyakat, adalet ve eşitliğe dayalı günler dileğiyle...Hoşçakalın... 

6 Temmuz 2019

Burak CANDAŞ 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NE BAYRAMLAR ESKİSİ GİBİ NE DE BİZ...

BEKÂ MI, VEFÂ MI YOKSA MANTIK MI?

ÖNCE ADALET Mİ YOKSA KANUN MU?