(ÇERKEZ)KÖY SİYASETİ

Geçtiğimiz hafta herhalde Çerkezköy'ün en önemli gündemi Belediyede olan yolsuzluk mevzusuydu. İşin en güzel yanı ise bu yolsuzluğun bizzat Belediye Başkanı

Sn. Vahap Akay tarafından açıklanıp, Çerkezköy Savcılığına başvurmasıydı.
Herhalde uzun yıllardır Türk siyasetinde görülmeyen bir olaydır bu. Genelde böyle yolsuzluklar muhalefet tarafından ortaya çıkarılır, Belediye Başkanlığını elinde tutan siyasiler ise savunma durumunda olur. Bu sefer süreç farklı işledi. Gerçi olay ihbar sonucunda meydana çıktığına göre, ihbarı yapan kişi Sn.Akay'a değil de diğer siyasilere de ulaşabilirdi. Olay bu yönüyle de ortaya çıkabilirdi. Burada ilkeli bir tavır şunu gerektirir; bir yolsuzluk varsa, ucu kime kadar giderse gitsin peşi bırakılmamalı...

Belediye imar ve muhasebe işlemlerinde sahte tahakkuk ve sahte tahsilat makbuzlarıyla şimdilik iç personelden birkaç kişinin adının geçtiği, dış bağlantılarının da beklendiği, Savcılık soruşturmasının devam ettiği bu konuda maalesef yerel siyasetimiz sınıfta kaldı. Konu vatandaşın tek kuruşunu yedirmemek ise belediye meclisindeki tüm partiler bu konuda ortak hareket etmeliydi. Bu olayı, Sn.Vahap Akay'ı yıpratmak için bir fırsat olarak görmekten ziyade ülkemizde birçok belediyede olduğunu herkesin bildiği bu ve benzeri sahtekarlıkları partizan davranmadan çözmek daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
Çünkü tahminimce Sn.Akay'ın bahsettiği makbuzlardaki isimlerin listesini öğrendiğinde herkes görecek ki bu işin partisi falan yok.
Sn.Vahap Akay'a yönelik bu olayla ilgili; "Bu yolsuzluklar yapılırken sen neredeydin, başkan sensin, sorumlu da sensin" tarzında yaklaşanlara şunu söylemek lazım; belediyenin meclis üyelerinden oluşan ve başkanı da, tüm birimleri de gelir, gider, harcama, çalışma, performans yani her yönüyle denetleyen bir komisyonu var; Denetim Komisyonu. Bu komisyon 5 kişiden oluşuyor, 2 üyesi muhalif partiden. Bu denetim komisyonu 2018 yılı denetim raporunu, 25 Mart 2019 tarihinde açıkladı. (İsteyenler belediye internet sitesinde bu rapora ulaşabilir.). Ancak bu Denetim Komisyonu üyelerinden hiçbiri bu imar, ruhsat konularındaki yolsuzluğu tespit edememiş, raporda bu konuda tek kelime yok. Demek ki bu iş parti meselesi değil, demek ki başkan yeni farketmişse komisyon hiç farketmemiş diye uzar gider bu mevzu.
Sn.Başkanın cesurca konuyu Savcılığa ve kamuoyuna açıklamasını nasıl doğru buluyorsak, bu dolandırıcılık şebekesinden habersiz olan vatandaşın da ruhsat ve iskan konularında iptallerle mağdur edilmemesi de kamuoyunun beklentisidir. Şebeke içinde inşaat sektöründeki, belediye içindeki hangi kollar varsa o kollar kırılsın ancak vatandaş mağdur edilmesin.
Yine, Belediyenin konuyu araştırmak üzere iç bünyesinde kurduğu komisyona belediye meclisindeki diğer partilerden de birer üye alması konusunda muhalefetin talebi haklıdır. Ancak olay sonrası tüm basın açıklamalarında muhalefet tarafından yapıcı değil de partizan davranıldığı için bir türlü bu konuda da istenen tablo oluşmuyor.
Bu ve benzeri mevzularda artık siyasi rant sağlamaya yönelik köy-kasaba siyaseti bırakılmalı, olaylara samimiyetle yaklaşılmalıdır.
Bakın ülkede İstanbul seçimlerine 2 gün kala Teröristbaşı Öcalan’ın mektubu okunup ondan medet umuluyor, pkklı Ahmet Kaya'ya güzellemeler yapılıp, mezarının İBB seçimleri öncesi Türkiye'ye getirilmesinden bahsediliyor. Pekeke, kürdistan kelimeleri havada uçuşuyor. Habertürk ekranında devletin bir üniversitesinde Sosyoloji Bölüm Başkanı olan Siz de akademisyen, özünde pkk ile ilişkili kişi ; "Öcalan yerli ve millidir, kürt isyanı lideridir" diyor. Sözde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı seçilen ve geçen günlerde yemin törenine Dışişleri bakanımızın da katıldığı, peşmerge başı Neçirvan Barzani hangi sıfatla ve niyetle seçime 2 gün kala Türkiye'ye geliyor? Teröristbaşının kardeşi Osman Öcalan hangi sıfatla vatandaşın vergileriyle kurulan TRT Kürdi'de siyasi mesaj verip İstanbul seçimlerine müdahil oluyor?

Asıl beka meselesi bunlardır. Samimi isek, köy ve kasaba siyasetçisi veya bir hemşehri grubu siyasetçisi değilseniz bunlardan bahsedin. Üzerinize vebaldir!

Son olarak, 100. yılını idrak ettiğimiz Ulusal Kurtuluş Savaşımızın yol haritası olan Amasya Genelgesinin de 22 Haziran 1919’da yayımlanışının 100.yılını idrak ediyoruz. Bu genelgenin maddelerini açıp okuyun ve günümüzü düşünün! Ama sadece partizanca değil Türk Milleti açısından düşünün.  Sorumlularıyla, işin içinde parmağı olanlarla birlikte düşünün!


23 Haziran 2019

Burak CANDAŞ 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NE BAYRAMLAR ESKİSİ GİBİ NE DE BİZ...

BEKÂ MI, VEFÂ MI YOKSA MANTIK MI?

ÖNCE ADALET Mİ YOKSA KANUN MU?