ÖNCE ADALET Mİ YOKSA KANUN MU?
Ülkemizde her "çocuk istismarı" haberinden sonra olağan olarak bir tepki yükselir. İnsanlarımız haklı olarak isyan eder. Peki nedir bu çocuk istismarı? İstismar sadece cinsel manada mı olur?
Çocuk istismarı, "çocuğa yönelik bilinçli ve zarar verici, tekrarlı veya tek seferlik davranışlarda bulunmak" olarak tanımlanabilir. Bu istismar fiziksel istismar, duygusal istismar ve ihmal etme şeklinde de gerçekleşebileceği gibi toplumda tepki gösterilen tek çeşidi cinsel istismardır diyebiliriz. Bir de milli ve manevî değerlerin istismarı var. O konuya başka bir yazımda değineceğim.
Çocuk istismarı konusuna tekrar dönecek olursak, bu istismar bazen Karaman'da malum vakıfın evlerinde onlarca çocuğa yıllarca tecavüz edilmesi, bazen de Mardin'de 13 yaşlarındaki N.Ç.'nin madden kalburüstü, manen aşağılık 38 kişinin defalarca tecavüze uğraması şeklinde cinsel istismar olarak karşımıza çıkar. Geçtiğimiz yıl meydana gelen ve evinin önünde yaralı olarak bulunduktan sonra hastanede vefat eden Rabia Naz olayı da toplumda geniş tepkiye yol açmıştı. Babasının müthiş mücadelesine rağmen konuyla ilgili ilerleme bir türlü sağlanamıyor.
Geçtiğimiz hafta 23 Nisan günü Küçükçekmece'de 5 yaşındaki çocuğa tecavüz olayı ise tüm ülkede tepkiyle karşılandı. Paylaşılan resimlerde, yüzü gözü kan içindeki minik yavrunun gözlerinde donup kalan bir damla yaş vicdanlarda büyük yara açmıştı.
Küçükçekmece olayı sonucunda, toplumda siyaseten farklı olan yüzlerce grup ortak tepkilerini dile getirdi. En azından cinsel istismar olayında millî mutabakatın oluşması, birlik ve beraberliğimizin pekişmesi adına umut verirken, bu olayların gittikçe artış göstermesi de ülkemizin acilen düşünmesi, tartışması ve tedbir alması gereken bir konu olarak karşımızdadır.
Bu konularda zaman zaman idam tartışmaları gündeme geliyor. İdam cezası getirilse dahi, hukukun üstünlüğü ve adaletin tesisi sağlanmadıkça hiçbir şeye yaramaz. Mevcut iktidar döneminde 2004 yılında kaldırılan idam cezası diyelim ki geri getirildi. Soruyorum; adalet sağlanmadıkça yasa neye yarar? Düşünsenize yine böyle iğrenç bir olay yaşandığında, bir kısım yetki sahipleri kendi meşrebinden olanlara dokunur mu, dokundurtur mu? Geçmişte yaşanan benzer olaylarda takınılan tavırları görmedik mi? Demek ki o zaman önce zihinleri arındırmak, insan olmak, objektif davranma yeteneğini geliştirmek gerekiyor. Bu da partizan düşünme hastalığından kurtularak olur herhalde.
İnsanlar bu konuda mesela A partisine, sendikasına veya derneğine mensup birinin adının karıştığı bir olaydan bahsedince karşısındaki de "B partisinin başkan yardımcısı da bir çocuğa tacizde bulunmuş" diyerek güya rövanş alıyor. Böyle ahlaksız bir zihin yapısı olduğu sürece idam gelse ne olur ki?
Onlarca çocuğa bir vakıf yurdunda tecavüz olayı sonrası bir yetkilinin ; "Böyle iğrenç bir olay burada yaşandı ama bunun yanında bu vakfın on yıllardır yaptığı binlerce güzel iş var. bu vakfı komple yok mu edelim?" diyerek beslediği vakıfa sahip çıkmış. Sonuç olarak, bir kereden birşey olmaz manasında tavır aldığı için bu yetkili eleştirilmişti.
Tüm bu yaşananlar bize, önce yasanın değil adaletin tesisinin önemli olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü böyle olmadığı sürece, çıkardığın kanunun, güç sahiplerinde hakimiyet sağlama aracı olarak kullanılması da söz konusu. Buna da bazı fikir adamlarımız kanunla hakimiyet diyor. Halbuki bizim ulaşmak istediğimiz çağdaş medeniyet ülküsünde, hedef kanunla hakimiyet değil, kanunun hakimiyeti olmalı.
29 Nisan 2019
Burak CANDAŞ
Yorumlar
Yorum Gönder