KİTABIN ORTASINDAN!
Yerel seçimler sonrası özellikle belediyelerdeki sendikalarda istifalar ve yeni kazanan başkanın siyasi görüşüne yakın sendikalara geçişler başladı. Çünkü ülkemizde güven endeksi çok düşük. En son 2009-2014 arası dönemi ifade eden veriye göre insanımızın % 95'i birbirine güvenmiyor. Bu da sendikal yer değiştirmelere sebep oluyor.
Sn.Cumhurbaşkanı Erdoğan da özellikle Memur Sen'in kan kaybı üzerine Memur Sen Genel kurulundaki konuşmasında ; "Ha ne yapacak sana? Seni makamından mı alacak? Alamaz. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır. Kaldı ki bu yollara tevessül edenlerin karşısında kapı gibi Memur-Sen camiası var. Ve yine şunu bilmeniz lazım ki bu ülkede bir hükümet var. Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere tribünden seyirci olmayız. Yapılması gereken neyse bunu da yaparız."
Birkaç yıl önce 657 sayılı Devlet Memurları Kanununu kaldırmayı düşünen Sn.Cumhurbaşkanının şimdi 657 Sayılı kanunu güvence olarak ifade etmesi memurlar adına sevindiricidir. Hani bir söz varya kantar ile ilgili. O kantar bir gün geliyor seni de tartıyor işte. O nedenle ayarını bozmamak gerek.
Sayın Cumhurbaşkanı aynı konuşmasında ; "Memur-Sen 15 Temmuz'da olduğu gibi milli iradeye canı pahasına sahip çıkan, darbecilere meydanları dar eden büyük bir ailedir" dedi. Peki ben de soruyorum;15 Temmuz 2016'daki fetö darbe girişimi esnasında, o zor gecede Eğitim Bir Sen veya Memur Sen Genel merkez yönetiminden bir kişi evet sadece bir kişi tankların önüne çıktı mı? Tamam peki yok, meydanlarda gören var mı? Darbe bastırıldıktan sonra birçok sendikacı evet doğru meydana çıktılar, esip gürlediler. Ama asıl yiğitlik o esnada meydanda olmaktı. Burdan giriş yaptım ki Yenikapı ruhundan günümüze uygulamalara da değinelim...Neydi Yenikapı Ruhu ?
Ülkede milli mutabakatın sağlandığı intibası veren ve terörün siyasi temsilcileri hariç tüm parti liderlerinin, çoğu sendikanın başkanlarının el ele birlik beraberlik fotoğrafı verdiği 7 Ağustos 2016'daki Yenikapı ruhu.
O fotoğraf sonrası herkes bürokraside, görevde yükselmede, ödülde, cezada, atamada, yer değiştirmede liyakat, eşitlik, adalet bekledi. Peki Sis Dağı'nın ardından gelen soruları soralım;
Bu ilkeler uygulandı mı? Mesela tepeden aşağıya doğru inelim şimdi; Ağustos 2016'dan bugüne rektör atamalarına bakalım! İttifak ortağı ülkücü hareketin kalesi kabul edilen Gazi ve Atatürk Üniversitelerinde kimler rektör atandı?
Genel müdür, şube müdürü, daire başkanı ve benzeri atamalarda liyakat, eşitlik, adalet, ehliyet ilkeleri gözetildi mi?
Çok tepeden Çerkezköy ölçeğine inelim mi? Peki inelim. Kamuda ödüllendirme, başarı belgesi teklif ve onaylarında sendikal dağılımları biliyor muyuz? Örneğin Milli Eğitimde şube müdürü, okul müdürü, müdür yardımcısı görevlendirmelerinde, hatta ücretli öğretmen görevlendirmelerinde bu ilkeler gözetildi mi? Çerkezköy milli eğitimde personelin tüm sicil, atama, görevlendirme, ödül ve ceza işlemlerini ellerinde bulunduran şube müdürlerinin sırasıyla Eğitim Bir Sen ilçe başkanı yani taraf olması normal mi? Bu şube müdürlerinden birinin başka bir ilçeye milli eğitim müdürü olarak terfi etmesi, ardından diğer şube müdürünün sendika ilçe başkanı olması normal mi? Kanuni hak olabilir, etik mi peki?
Çerkezköy'de okul müdürü görevlendirmelerine de bir göz gezdirelim. Örneğin geçmişin efsane okulu Hacı Fahri Zümbül Anadolu Lisesinin akademik başarısının düştüğü dönemin okul müdürü, önce büyük bir ilçemize Milli Eğitim Müdürü olup, sonra İl Gençlik Spor Müdürü olması liyakat, adalet ve eşitlik ilkeleriyle yapılan atamalar mı? Yine ilçemizde görev yaptığı Anadolu Lisesinin akademik başarısı beklenen düzeyin çok altında kaldığı halde, o idarecinin ilçenin en üst düzey ortaöğretim kurumuna yani Fen Lisesine müdür olarak görevlendirilmesi liyakat ve adalet ilkelerine göre mi yapıldı? Daha neler var neler.
Bulunmaz hint kumaşı gibi bu görevlendirmelerin hep aynı sendika üyeleri arasında paylaşılması Memur Sen'in tabiki sendikal başarısıdır. Ama etik midir, ahlaki midir, adaletli midir? Evet Memur Senin arkasında Cumhurbaşkanı desteği de alenî bir şekilde vardır. O nedenle işi daha kolay. Peki diğer sendikalar bu konularda niye sessiz? Örneğin daha 1-2 yıl öncesine kadar esip gürleyen Tekirdağ Kamu Sen, Türk Eğitim Sen Tekirdağ Şubesi şimdi ne oldu da bu konularda sessizliğe büründü? Türk Eğitim Sen üyelerini idarecilikten alıp ayrımcılık yaptığı için 2016'da Çerkezköy'den eylemler yaparak gönderdiği (!) malum zat-ı muhteremin daha sonra İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı olmasına, ardından Çorlu gibi küçük İstanbul denilen büyük bir ilçeye Milli Eğitim Müdürü olmasına ses çıkarmaz?
Türkiye Kamu Sen ve Türk Eğitim Sen'in arkasında siyasi destek yok diye bir bahane olabilir. Böyle düşünenler haklı da olabilir. Ama şunu da söyleyelim Türkiye Kamu Sen'in arkasında gerçek manada ne zaman bir siyasi destek oldu ki? Sayın İsmail Koncuk genel başkan iken arkasında siyasi destek mi vardı? Hayır! Demek ki bu işler büyük oranda yürek işi.
Yürekli insanlara selam olsun.
4 Mayıs 2019
Burak CANDAŞ
Yorumlar
Yorum Gönder