19 MAYIS’TA SAYGIDA KUSUR ETTİNİZ!
Pazar günü Milli Çerkezköy'de yapılan 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı resmi töreninden bahsedeceğim size. Bu yıl Milli Mücadelenin başlangıcının 100. yılı olduğu için daha da bir önemli tabiiki.
Programa başta halkın ilgisi yok denecek kadar az, tribünlerin bir kısmı boş, oturanlar amir memur...Ha bir de protokol kısmı var; protokolde yeri olan da oturmuş, olmayan da...Daha sonra sahada güneşin altında bekletilen yüzlerce öğretmenden bir kısmının tribüne geçmesi ve sesi duyup gelen insanlar sayesinde tribünlerdeki boşluklar azalıyor.
Program saygı duruşuna, dolayısıyla bu ülkenin kurucu liderine ve silah arkadaşlarına, vatan uğrunda can vermiş gelmiş, geçmiş tüm şehitlerimize "saygıda kusur" ile başladı! Nasıl bir kusur olabilir ki diye sorabilirsiniz, anlatayım; Milli bayramlarda, anma ve kutlama günlerinde, resmî törenlerde 1 dakikalık saygı duruşu ve ardından İstiklâl Marşı ile programa başlanır. Bunun tek istisnası 10 Kasım'da olur ki, o gün iki dakikalık saygı duruşunda bulunulur. Saygı duruşunda amaç ayırt etmeksizin Türk Milleti için can veren şehitlerimize, ebediyete intikal etmiş gazilerimize saygıda bulunmaktır. Ve bazılarının iddia ettiği gibi batı kaynaklı değil, saygı duruşu binlerce yıl geçmişe sahip öz be öz Türk geleneğidir.
İlçemizdeki 19 Mayıs törenine 1 dakika yerine 10-15 saniyelik, saygı duruşuna benzemeyen bir geçiştirme ve ardından İstiklâl Marşı ile başlandı. Programın hazırlayıcıları mutlaka saygı duruşunun anlamını ve önemini biliyordur. Belki teknik aksaklık olup özür dilenir diye düşündüm, ama nafile... Saygı duruşu abartılı ve bilinçli bir şekilde kısaltılmış. Belki de tribünde gölgede oturanlar fazla beklemesin veya sahadaki öğrenci ve öğretmenler kavurucu güneşe daha fazla maruz kalmasın diye düşünüldü...Her ne olursa olsun, 10 saniyelik saygı duruşu, hem de 19 Mayıs'ın 100. yılında resmen saygısızlıktır!
Sunuma ve programa bakarsak; bol kesintilerin olduğu, gösteri arası geçişlerin dakikalarca sürdüğü, sanki birkaç gün kala alelacele hazırlanmış bir program izlenimi uyandırdı bende. Kürsüye çıkıp samimiyetle şiirini okuyan, konuşmasını yapan, gençliğe hitabeyi haykıran gençlerimiz, gençlik bayramında daha güzel organizasyonları hak ediyor! Nerde bizlerin günlerce prova yaptığı, gençlerin ve öğretmenlerin günün ruhuna uygun pankartlarla geçit resmi yaptığı eski 19 Mayıslar! Nerde gençlerin yaptığı kuleler, yarışlar, bando sesleri nerede?
Devam edelim! Yarım kalan sunumlar, karşılıksız kalan anonslar, bir türlü sahneye çıkmayan ama birkaç defa anons edilen gruplar... Hayır! Bu bayram böyle değildi! Allah'tan taekwando ve kickbox ekiplerinin gösterileri ile bu kopukluklar bir nebze telafi etmeye çalışıldı. Ardından Mehter Takımı milli ve manevî duyguları coşturucu marşları okudular, özellikle 'Ölürüm Türkiyem" ve "Çırpınırdı Karadeniz" türküleri çok güzel bir seçimdi. Ama bir şeyler eksik! Sanki görünümü çok güzel bir yemeğin tadı tuzunun olmaması veya çok güzel görünen bir tatlının şerbetinin eksik olması gibi...Normalde bu türküler, marşlar çalınırken herkesin coşması, ortalığın alkıştan, coşkudan yıkılması gerekirken hiçbir kıpırdanma yok! Neyse ki bir zeybek ekibi gösterisi sonunda Mustafa Kemal'i canlandıran bir gencimizin Atatürk'ün "Ne Mutlu Türküm Diyene !" sözüyle biten konuşmasını pleybek şeklinde okuması kalabalığı biraz olsun coşturdu. Ama ruh yok!
2012 yılına kadar statlarda coşku ile kutlanan, sonra çözüm süreci denilen süreçte, stat ve geçit törenleri mevzuat düzenlemesi ile kaldırılan millî bayramlarımız, 19 Mayıslar ne hale gelmiş böyle! Halkın ilgisi azalmış, Öğretmen ve öğrencinin birçoğu ise "bitse de gitsek" havasında. On yıllar boyunca oluşturulan kutlama kültürü aşırı zedelenmiş! Şimdi pat diye statta tören yapınca hemen olmuyor işte. Herhalde eski haline gelmesi de on yıllar sürecek!
Milli Mücadele ruhunu yansıtan 19 Mayıslarda görüşmek dileğiyle…Hoşçakalın.
26 Mayıs 2019
Burak CANDAŞ
Yorumlar
Yorum Gönder