YENİ MECLİSE AD VE BİNA ARANIYOR!

Tarih 11 Nisan 1920...Günlerden Pazar...

İstanbul itilaf devletlerince Mart'ın 16'sında resmen işgal edilip, Osmanlı Meclisi basılmış, dağıtılmış, mebuslar (milletvekilleri) hakarete uğrayıp tutuklanmış veya Malta Adası'na sürülmüş . İstanbul'dan kaçabilen mebusları Ankara valilik binasında Mustafa Kemal karşılar ve tüm kararlılığı ile sorar;

— "Kuracağımız Meclisin adı ne olacak?"
Kimisi Meclis-i Kebir (Büyük Meclis), kimisi Meclis-i Kebir-i Millî (Büyük Millet Meclisi) gibi isimler ona sunarken, Hamdullah Suphi gibi dönemin Türkçüleri "Kurultay"(1) ismini önerirler. Mustafa Kemal cevap verir;
— "Evet, meclisimize kurultay diyelim ama, halk yine de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılmasını bekleyecektir."
Bugünkü meclisimizin adı böyle konulmuştu.

Normalde açılışı da 22 Nisan olarak kararlaştırılmıştı. Ama 10 Nisan'da Osmanlı Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah Efendi'den Kuvayı Milliye hareketini "dinsiz, katli vacip, kafir" diye fetva alan İstanbul hükümeti, bu fetvayı İngiliz uçaklarıyla Anadoluya dağıtarak ahalinin aklını karıştırmıştı. İşte TBMM'nin açılışının 22 Nisandan, 23 Nisan Cuma gününe alınması, Hacı Bayram-ı Veli Camiinde kılınan Cuma namazı ardından tekbirlerle, dualarla açılması bu fetvaya karşı bir hamledir.

Meclis açılıyordu açılmasına ama bina ne olacaktı? Ankara'daki okullar, binalar arasından Ulus meydanındaki bir buçuk katlı, henüz bitmemiş olan binada karar kılındı. Bu bina 1916'da Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın Ankara'ya gelmesiyle İttihat ve Terakki Kulübü olarak başlanan binaydı. Neye niyet, neye kısmet...Binanın çatısının kiremit eksiği, Ankaralıların evlerinin çatılarından söküp getirdiği kiremitlerle örtülmüştü. Mimarı ise sonradan Kurtuluş Savaşında şehit düşen Hasip Bey'di. Meclisin oturakları, Öğretmen Okulundan getirilen ikişer kişilik okul sıralarıydı. Öğretmen Okulu ayrıca mebusların yatakhanesi olarak düzenlenip, sınıflara dahi yer yatakları serilmişti. Tabldot ile gün-de iki, üç çeşit yemek çıkarılmaya da başlanmıştı. Bir müezzin bu okul binasında 5 vakit ezan okuyordu.

Yeni yapılan seçimlerle seçilen 260 ve İstanbul Meclisinde tutuklanmaktan kurtulup Anadoluya geçebilen 78 mebusun da katılmasıyla toplamda 338 mebus ile TBMM açıldı. Açılışa sadece 115 mebus yetişebildi. Diğerleri de sonraki aylarda katılım sağladı. Kimler yoktu ki; kalpaklılar, sakallılar, öğretmenler, hocalar, avukatlar, komutanlar, sarıklılar, cübbeliler, çiftçiler, Türk Ocağı üyeleri, gazeteci ve yazarlar... Şimdi mümkün mü, bağımsız bir Türkiye için bir araya gelen böyle bir tablo? 1920'nin ihtilal meclisi "Ya İstiklâl Ya Ölüm" diyenlerin meclisiydi. Tabiiki zaman zaman büyük kavgalar, tartışmalar oldu ancak vatanın bağımsızlığı paydasında buluşmayı biliyorlardı.

Şimdi tekrar TBMM'nin açıldığı güne dönelim; Yunus Nadi'nin anılarında da anlattığı gibi, Hacı Bayram-ı Veli Camii hınca hınç dolu. Mustafa Kemal tam vaktinde, camiye zorlukla girebilmiş. Namaz çıkışı hep birlikte dualarla, tekbirlerle yeni meclise doğru yürünür. Meclisin kapısında bir yandan kurbanlar kesilirken, bir yandan da gür sesiyle (hani şu TBMM açılış resimlerinde dua yaparken gördüğümüz ama ismi pek bilinmeyen) Bursa mebusu Mustafa Fehmi (Gerçeker) Hoca'nın Türkçe duasına aminlerle eşlik ediliyordu. Ardından meclise ilk olarak Mustafa Kemal ve ardından mebuslar, misafirler, basın mensupları ve halk girdi. Tıklım tıklım dolan meclisin dışında da coşkun bir kalabalık vardı.

Bayrak ile sarılmış olan kürsüye meclisin en yaşlı üyesi emekli öğretmen Sinop mebusu Şerif Bey (75) başkan sıfatıyla gelip dokunaklı bir konuşma yapar ve ardından meclis kürsüsüne Ankara mebusu Sarışın bozkurt Mustafa Kemal gelir. Süreci kısaca anlattıktan sonra "TBMM'nin üstünde bir kuvvet yoktur." diyerek konuşmasını üstüne başa basa vurgular. Artık binlerce yıllık Türk tarihinde yeni bir dönem başlamıştır.
Bugünlere örnek olması, mevcut vekillerimizin TBMM'nin kuruluş ilkelerinden feyz alması dileklerimle TBMM'nin açılışının 99. yılını ve çocuklarımızın bayramını kutluyorum.
 

20 Nisan 2019

Burak CANDAŞ

1. Kurultay: Eski Türklerde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis. (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=KURULTAY)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

NE BAYRAMLAR ESKİSİ GİBİ NE DE BİZ...

BEKÂ MI, VEFÂ MI YOKSA MANTIK MI?

ÖNCE ADALET Mİ YOKSA KANUN MU?