ÇANAKKALE RUHU NEREDEN GEÇİYOR?
Bu hafta tarihimizin en şanlı zaferlerinden Çanakkale Zaferinin 104. yılını idrak ediyoruz. Çanakkale nedir diye sorarlarsa birçok cevap verilebilir. Ancak Millî şairimizin Çanakkale Zaferi haberini aldığı andaki duygularını gösteren şu hatıra herhalde Çanakkale Ruhunu özetliyor bize; Teşkilat-ı Mahsusa’nın efsane ismi Kuşçubaşı Eşref Bey anlatıyor, (O dönemde Osmanlı’ya karşı Arapların isyanını önlemek için Mısır’da bulunan Mehmet Akif, Eşref Bey ile beraber Teşkilat-ı Mahsusa’nın verdiği görevi icra etmektedir.);
“Mısır’da iken günde bir iki parça bir şeyler yiyoruz, içiyoruz ama hiçbirinin farkında değiliz. Gözümüz, kulağımız Çanakkale’den gelecek haberde. Sürekli telgraf başındayız. Beklenen telgraf geldiğinde zafer haberini okudum ve telgrafı Akif’e uzattım. Akif şöyle bir baktı, adeta dondu kaldı.Çadırın yanındaki ibriği alarak uzaklaştı, abdest alıp namaza durdu.”… Cemal Kutay’ın naklettiği Kuşçubaşı Eşref Bey’in Hatırasında bu diyalog geçmektedir.
O gece Çanakkale Zaferinden dolayı şükür namazı kılarken Akif secdeden uzun süre kalkmaz. Zenci Musa durumu görüp komutanı Eşref Bey’e haber verir. Kimse dokunmaz Akif’e, hüngür hüngür ağlıyordur. Uzun süre sonra secdeden kalkan Akif, önce Zenci Musa’ya, sonra Eşref Bey’e sarılır. Ve elindeki kağıdı uzatır Eşref Bey’e; “Çanakkale Şehitlerine” şiiri….İşte o meşhur şiir Akif Mısır’da görevde iken böyle bir ortamda yazılmıştır. Çanakkale Cephesini görmeden, böyle bir şiir yazmak herhalde her babayiğidin harcı değildir.
Günümüze gelecek olursak Çanakkale Ruhu nerden geçiyor, bilen gören var mı? Çanakkale için en güzel şiiri yazmış Akif’e “serserinin teki p…….” diyen Kadir Mısıroğlu zihniyetinden mi geçiyor.(1) Ya da buna tepki göstermeyen yetkili çevrelerden mi? (Bu sözlerin söylendiği mahkeme ile de ispat edilmiştir.) Yoksa 2018’i Troya (Truva, Troia) yılı ilan edip, bu konuda yerli ve millî (!) çalışmalar yapan Kültür ve Turizm Bakanlığından mı geçiyor?
Biz yıllardır öğrencilerimizi Çanakkale gezisine götürdüğümüzde, orda tuvalete dahi girmemeleri için son dinlenme tesisinde mola verip çocuklara bu konudaki hassasiyeti anlatır, oraların Türk’ün kutsal toprağı olduğunu hissettirirdik. Çanakkale’den geriye hatırında Truva atı değil ordaki millî ruh kalsın diye gayret sarfederdik. Tüm bunlara rağmen, kendi ülkemde Türk’ün kutsal mabedi sayılan Çanakkale ismi gölgede bırakılarak Troya yılının ilan edilmesi şahsen benim hoşuma gitmemişti. Ancak bu konuda hiçbir milliyetçi STK’dan da tepki duymadım. Bu konu ancak Uganda Büyükelçimiz Sedef Yavuzalp’in 29 Ekim gibi millî bir gün nedeniyle düzenlediği resepsiyonda katibiyle birlikte Yunan mitolojik tanrıçalarının kıyafetini giyip Türk’ü dünyaya rezil ettiğinde ülke gündemimize düştü. Yavuzalp de savunmasında “Troya Yılı konsepti olarak böyle giyindim” diyerek Kültür ve Turizm Bakanlığının bu projesine topu atmış ama yine de merkeze çekilmişti. Nerden tutsak elimizde kalıyor.
Geçtiğimiz Cuma günkü hutbeye de bir göz atalım isterseniz. Çanakkale konulu hutbenin içinde tek kelime Türk kelimesi geçmiyor. Enver Paşa, Mustafa Kemal Paşa, Vehip Paşa, Cevat Paşa, Yeniköylü Binbaşı Hafız Nazmi Bey, Yüzbaşı Tophaneli Hakkı Bey, Teğmen İbrahim Naci, Onbaşı Koca Seyit gibi kahramanlarımızın da ismi geçmiyor doğal (!) olarak. Hutbe uzun olduğu için buraya yazamıyorum ama isteyenler “Diyanet İşleri Başkanlığı 15.03.2019 hutbe” yazarak resmi adresten bunu okuyabilirler. Bir kelime Türk yazmıyor !(2) Diyanet İşleri Başkanlığından millî tavır beklemekle yanlış mı yapıyoruz? İlk Diyanet İşleri Başkanımız rahmetli Mehmet Rıfat Börekçi, Millî Mücadelenin kahraman Denizli Müftüsü Hulusi Efendi gibi kahramanları düşündükçe bu teşkilatın da bu konularda hassas olması gerektiğini, çünkü kuruluşunda böyle bir hamur olduğunu düşünüyorum. Bazılarınız Diyanet İşleri Başkanının 9 Kasım 2018 Kadir Mısıroğlu ziyaretini aklına getirecektir şimdi. Burda da çuvalladıktan sonra Çanakkale içine gidelim mi? Vallahi çıkamayız. Her taraf Truva, üzerinde “Çanakkale Geçilmez” yazan anahtarlıkların bile altın da “Made in China” veya “Made İn PRC” yazıyor. Herhalde bu kadarı da yeterli !
Neyse ki kahraman denizcilerimiz, sivil ve askerî kaptanlarımızın Çanakkale Boğazından geçerken seyir defterine “geçildi” değil, “Çanakkale Boğazından çıkıldı” yazmaları ve geçerken hiçbir resmî zorunluluk olmadığı halde şehitliği selamlamaları içimize su serpiyor. Çünkü Çanakkale Geçilmez!
İstiklal Marşımızın Kabulünün 98. yılı ve Çanakkale Zaferimizin 104. yılını her şeye rağmen kutlu olsun! Mehmet Akiflere, Enverlere, Mustafa Kemallere, Koca Seyitlere ve tüm gazilerimize, şehitlerimize ve en son Cuma günü Yeni Zelanda’da Türk düşmanlığı ruhuna işlemiş organize bir örgütün maşası cani tarafından katledilen Müslümanlara rahmet olsun…
Burak CANDAŞ
Kaynak:
1. https://www.youtube.com/watch?v=rXDoao-wd1k
2.https://www2.diyanet.gov.tr/DinHizmetleriGenelMudurlugu/HutbelerListesi/C%CC%A7anakkale%20Zaferi%20ve%20Birlik%20Ruhu,,.pdf
Yorumlar
Yorum Gönder